HES'LERİN ÜRETTİĞİ ENERJİ FATURAMIZA KAYIP KAÇAK OLARAK YANSIYOR, ÇÜNKÜ!.. | Artvin Özgür - Artvin`in haber sitesi.
Ana Sayfa
Dolar : Euro : Bist :
Ana Sayfa >> HES'LERİN ÜRETTİĞİ ENERJİ FATURAMIZA KAYIP KAÇAK OLARAK YANSIYOR, ÇÜNKÜ!..10.08.2020 11:04

HES'LERİN ÜRETTİĞİ ENERJİ FATURAMIZA KAYIP KAÇAK OLARAK YANSIYOR, ÇÜNKÜ!..

HES'LERİN ÜRETTİĞİ ENERJİ FATURAMIZA KAYIP KAÇAK OLARAK YANSIYOR, ÇÜNKÜ!..


Böyle bir başlık atmamın nedeni, HES'lerin tümü yapılsa bile üreteceği enerji %3 bilemedeniz,%4 oda su varsa!. Kayıp kaçak oranımız ise %20'nim üstünde! Yani HES'lerin ürettiği enerji havada iletim hatlarında buharlaşıyor! Faturadaki yeri,


Bu haber 186 kez okundu.
Böyle bir başlık atmamın nedeni, HES'lerin tümü yapılsa bile üreteceği enerji %3 bilemedeniz,%4 oda su varsa!. Kayıp kaçak oranımız ise %20'nim üstünde!  Yani HES'lerin ürettiği enerji havada  iletim hatlarında buharlaşıyor! Faturadaki yeri,
 kayıp kaçak bedeli!!!!
Değerli dostlar gazeteciliğe 2003 yılında başladım. Ama gazeteci olmasam bile o tarihe kadar siyaseti gündemi yakından takip eden bir vatandaştım.
Artvin'de baraj projeleri ezelden beri konuşuluyordu. Öyle ki Çoruh enerji planı ve Çoruh barajları 1960'lardan itibaren Aslında Gözetleme aparatları ile başlatılmıştı bile!. Bu sayede hiç kazma vurulmadan emekli olan insanları biliyoruz. 
Ama derelerde yapılan Nehir tipi HES ler tamamen 2005'ten sonra gündeme gelmeye başladı Ondan önce hiç söz edilmemiştir.
 bildiğimiz bir şey vardır ki 1980'li yıllarda Özal döneminde derelerimizin satıldığı!..
Türkiye'de Türkiye'nin ve dünyanın en büyük barajları ilimizde yapılacağını  öğrendik. Bundan dolayı da büyük bir gurur duyuyorduk.
Bize bu barajlar sayesinde ülkenin enerjisinin %50 sini üreteceğim söylediler.. su akar Türk bakar sloganı da epey etkili olmuştu!. Bu korkunç  ve büyük bir yalandı. Çünkü dereler, nehirler sadece 3-4 ay karlar erirken bol akıyor, diğer zamanlar, can suyudur!.
Oysa nehirler, dereler, çaylar hiçbir zaman boşa akmıyordu.  Akarken buharlaşıyor, bulut oluyor,   geçtiği her milimetrekare de bitkilere, hayvanlara insanlara yaşam sunuyordu. Yani doğanın kılcal damarlarıydı ve ana damarları bunlar besliyordu!. 
Suların kanallara, cebri borulara, Tünellere hapsedilmesi demek doğanın allak bullak olması demekti! Hatta iklimin değişip civarımızda dahi hiç yaşamayan yeni böceklerin türemesi demekti.! Yeni hastalıkların üremesi demekti!.
Bakın Artvin'de,  Karadeniz'de,  eğer bugün şimşir ağaçları yok olmuşsa Bu yüzden olmuştur, diye düşünüyorum!.
Çünkü asla bu vadide yaşamayan bazı tür ağ ören tırtıl kelebekler bu tarihten sonra İlimize geldiler!.
 Burasının artık enerji ve maden koridoru olduğu söylendi!  Barajlara alıştınız, madenlere de alışın dendi. Bunu  bir Artvin milletvekili söyledi!.
Süleyman Demirel 1998 yılında  Deriner Barajı'nın temelini atarken 200 kilometrelik bir iç Denizi Artvin'e getirdiğini bu sayede Artvin'in tekrar geriye göç alacağına istihdam sorununun sıfırlanacağını,  Artvin'in ve Çoruh Vadisi'nin muhteşem zenginliklere kavuşacağını söylüyordu.
 Oysaki yaşadığımız  tam tersiydi o tarihten sonra 55.000 insanımız bu vadiden göç etti, köylerimiz yok oldu o köylerimiz yerine konulamadı oruçlu Köyü mezraya taşındı Sadece onlar direndikleri için kalabildiler.
 Bize ne kadar yüksek baraj olursa o kadar çok enerji üretileceği söylendi. Daha sonra bu yüksek barajların niye yapıldığını  öğrendik ve anladık ki ne kadar yüksek baraj yaparsanız Vadideki yerleşim alanlarını o kadar yok edersiniz orayı insansızlaştırılmasını sağlar, su ile boğarsınız!.  
Mezarından, ağacına,  bahçesine,  evine,  gelmişine , geçmişine kadar .  Her şeyi yok edersiniz!.
Bu şekilde 200 kilometrelik Çoruh Vadisi tamamen yok edildi son altın vuruşu Yusufeli Barajı yapacak!.
Çoruh vadisinde Gürcistan sınırında ki   Borçka Muratlı barajından başlayıp  ispir'e kadar olan Artvin İçindeki bütün  Çoruh Vadisi  yok edildi!. Bu barajların büyük bir enerji üreteceği halka yedirildi.
Ancak hidroelektrik santralleri ile maalesef Türkiye'nin ancak yüzde 5'i 6'sı kadar enerji üretebileceğini  öğrendiğimizde artık çok geçti.  bir çok değerlerimizi kaybetmiştik!.
Bu arada Yusufeli yeni yerleşim yerini bulmak için 2006 yılında  Kadir Topbaş tarafından  görevlendirilen bu nedenle Yusufeline gelen, Yusufeli'nin evladı Barhallı merhum Mazlum Çoruh,  yani namı diğer Naci Özen bu projelerin bir enerji projesi değil bir melanet projesi olduğunu öğrendiğinde ölene kadar, 2019 yılına kadar büyük bir mücadeleye başlayacaktı.
Insanları uyarabilmek insanlara yapılan bu projenin zararını anlatabilmek için "Kusursuz Enerji Plan"ı isimli kitap yazdı kitabında diyordu ki Çorlu enerji planı bir enerji planı değil Devleti diz çöktürme borçlandırma ve bir BOP projesidir!..
Bu arada 2005 yılından sonra devreye sokulan derelerdeki hes'ler için ise şu cümleyi kullanıyordu derelerde yapılan HES'ler Salhane tıraşıdır!. Asıl büyük tehdit Çoruh barajlarıdır.
 Bu projeyi Yamaç santralları tarzında yapabilirsek hiçbir vadimizi, köyümüzü,  toprağımızı kaybetmeden bu yapılan projenin 10 katı daha çok enerji üretebilmek imkanının olduğunu da haykırıyordu.
Ne yazık ki Onu kimse anlamadı, kimse Onun söylediklerine kulak vermedi!. Şimdi Mazlum Çoruh yok!. Büyük bir üzüntü ile öldü.  ölümünün bir nedeni de bu üzüntüsü onu çok yormuştu. ikinci kitabını yazıyordu memleketi kurtarmaya çalışıyordu.
2009 yılında İstanbul'da 5. dünya su Platformu kongresi yapıldı. Türkiye'deki suların yönetimi uluslararası su Platformu ya da su şirketlerine verilmesi kararlaştırıldı.O tarihten itibaren derelerimize Vadilerimize hucüm edildi! enerjiden anlayan anlamayan o sektörde çalışan çalışmayan İplikçi' lastikçi,  bisküvici, keresteci, ne varsa derelere daldılar. Çantacılar türedi!..
 Bir vadide birden fazla onlarca  HES planlandı. Adeta derelerimiz, sularımız  yağmalanıyordu. ve taşkın koruma adı ile bir proje başlatılıyor bütün dedelerimizin sağ ve sol yanları en az 4-5 metrelik beton perdelere hapsedilyordu.! 
Bu kanallara düşen yavru karaca, yaban keçiler hayvanlar çıkamadığı için ölüyordu. artık sular Doğan'ın,  yaban yaşamının,  insanların, bitkilerin değildi. Bir şirketin malıydı!.
Dereerimizde, doğayı korkunç tahrip eden,  çok kötü HES projeleri uygulanmaya başlandı Nerede HES yapıldıysa orada feryatlar koptu. 
2009 - 2019 yılları arasında sadece Artvin'de 30 civarında insan derelerde meydana gelen sel,  heyelan, taşkın sonucu hayatını kaybetti!  O tarihe kadar böyle bir şey hiç yaşanmadı HES'çiller adeta derelerimizi  çıldırttılar!.. yataklarını çaldılar.  Vadilerini daralttılar! 
Bu HES projeleri nereden baksanız kötüydü!.
Çünkü su kullanım hakkı da HES ihalesini alan şirketlere aittir ve Bu şirketler 29- 39- 49 yıllığına çift opsiyonlu anlaşmalar ile  98 yıllığına kadar  sularımıza el koymuşlardı ve su  kullanım hakkı onlardaydı. 
Üstelik, HES'ler bu şirketler tarafından alınıp satılabiliyordu!. Parası, dokarı, avrisu, altını olan dünya baronları devreye girecejtir. Bunun anlamı sularımız, derelerimiz bu şekilde elimizden alınacak!.
2011 veya 2012 yıllarında Artvin'e İsveç Büyükelçisi geldi ve ilk ziyaret ettiği yer Erenler HES olmuştu İsveç Büyükelçisi  bir HES santralini niye ziyaret eder? Onun cevabını da size bırakıyorum.
Bu  HES  şirketleri o kadar çok ileriye gittiler ki kuru dereye bile HES projesi çizdiler!
Bunlardan bir örnek Kılıkaya HES'tir.  Kılıçkaya Deresi yaz aylarında neredeyse tamamen kuruyor Peki 2 aylığına 3 aylığına gelecek su için milyonlarca dolarlık harcamayı bir hes şirketi niye yapar?
Değerli dostlar nerede HES projesi varsa paralelinde Maden projesi de vardır. Özellikle Artvin'de 4. Grup maden rezervleri vardır. Bakın artık 26 Ağustos tarihinde 15 maden alanı birden ifade edilecek!.  Dolayısıyla bu maden şirketlerine su ve enerji lazım bunu neyle sağlayacaklar? İşte bu derelerin suları ve enerjiyle yapacaklar!.
Yusufeli ilçesini Yusufeli Barajı yok ediyor yeni yapılan Yusufeli gerçekten İçler acısı bir yer oldu çünkü bu alanın yüzde yetmişinden  fazlası bildiğiniz dolgu alanıdır!. Bu nedenle alan olmadığı için Yusufeli 3 parça halinde inşa ediliyor!. Unutmadan yeni yerleşim alanının dört bir tarafı maden ruhsatları ile çevrilidir ve hatta Yusufeli'nin yeni kurulan alanı,   bir maden ruhsat alanı içinde yer almaktadır. Maden şirketi ile anlaşma sonucu 80 hektarlık bir geri çekilme ile bu alan açılmıştır!. Yusufeli zaten   Bu haliyle bir maden kasabasıdır!
Aslında yusufeli'nin inşa ediliş  şekline bakarsanız afet evleri gibi tek tip sıralı evler küçük ve kullanışsız bir şekilde yapılmıştır!. Bakan Murat Kurum,  Yusufeline geldiğinde Yusufeliler  yapılan binaları şikayet  etmişlerdir.  Bakan  Kurum,  Ankara'ya dönünce icabına bakacağını söyledi. Oysa binalar bitmişti, bakan ne yapacaktı ki onları başından sarmış oldu!.
Şimdi Yusufeli'nde Demirdöven Damla HES projesi yapılmak isteniyor Demirdöven köylüleri ve o vadide bulunan Barhal, Bıçakçılar,  Yaylalar Bu HES'i istemiyor, bu vadide yaşayan Kadim kültürün sahibi Yusufeli halkı diyor ki;
"Değerli devlet büyüklerimiz; Size ilimizin tamamını verdik,  Çoruh Vadisi'nin tamamını verdik muhteşem Yusufelini Vadisi'ni verdik, ilçemizi verdik!. Yeter ki Devletimiz hizmet edebilsin diye..
Ancak elimizde  şu  Demirdöven, Yaylalar ve Barhal vadesi kaldı. burayı da bize bırakın. Biz nerede yaşayacağız? Bizim gidecek bir yerimiz yok!..koronavirüs salgını bize gösterdi ki artık şehirlerde yaşanamayacak.
 Dolayısıyla köylerin,  yaylaların,  mezraların  çok büyük önemi olduğu ortaya çıktı. Bırakın burayı . Biz devletten hiçbir şey istemiyoruz. Suyumuzu deremizi,  ormanlarımızı yaylalarımızı bize bırakın.  Biz de devlete yük olmayalım,  başka yerlere göçüp mülteci gibi zor durumda kalmayalım. Devlet Büyüklerimizden bunu rica ediyoruz yalvarıyoruz.!
Bakın,  Demirdöven köylüleri internet üzerinden sosyal paylaşım üzerinden insanlara Kendi dertlerini anlatmaya çalışıyorlar,  siyasilere Ankara'ya seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Gazetecilere,  STK'ara, siyasi partilere, temsilcilerine,  kendilerine sahip çıkmalarını istiyorlar. Adalet ve Kalkınma Partisi Artvin milletvekili Erkan Balta'nın kendi köy tarafındaki HES'i iptal ettirdiğini söylüyorlar.
Neden Demirdöven tarafındaki bu HES için kendileriyle birlikte hareket etmediğini soruyorlar. Bunun yanında Cumhurbaşkanı başdanışmanı eski milletvekili İsrafil Kışla'nın 100'ün üzerinde hes'in iptal edildiğini söylediğini biliyoruz ama bu hestlerin isimlerini ve nerelerde oldukları ile ilgili herhangi bir bilgi vermedi.
Özetle Demirdöven halka diyor ki;
Bütün bunları sadece HES denen ve bugün çoğunun enerji üretemediği, üretenlerin verdiği  enerjinin,  ıletim hatlarında kaybolduğu, bu yüzden elektrik faturalarına kayıp kaçak maddesi olarak konduğunu biliyoruz.

Etiketler: Artvin

Diğer Siyaset Alt2 haberleri
Yorum Ekleyin
Üye Yorum
Gönder

Hava Durumu

http://www.artvinozgur.com/
*Her hakkı saklıdır. İzinsiz gösterilemez, çoğaltılamaz..
haberyazilimi.com - Copyright